Sevmeyi

KGBTR

2019.06.09 20:40 furkantopal KGBTR

Türkiye'nin en özgürlükçü topluluğu! Türk internetinin efsanesi "krdş grup bura ne beklion (KGB)" çıldırmaya burdan devam ediyor. Türkiye'nin sosyal medyasına birçok jargon, motto ve yeni mizah anlayışı kazandıran KGB grubu, üyelerin gruba, grubun da üyelerine fayda sağladığı özel bir oluşum. KGBTR, her şeyin özgürce sansürsüz bir şekilde konuşulduğu samimi ve kaliteli bir topluluktur. KGBTR'ye destek ol: https://kreosus.com/KGBTR This community is only for Turkish speakers...
[link]


2020.10.27 20:12 SerialeTurcesti O singură privire - Bana Sevmeyi Anlat Serial Turcesc Online Subtitrat in Romana - Seriale Turcesti Online

submitted by SerialeTurcesti to serialeturcestionline [link] [comments]


2020.10.25 11:53 smdcn Birine film izliyorum dedikten sonra, ne tür bir film diye sorarsa atmalık recep ivedik makarna

Toplumsal normlara adapte olamamış,sosyal becerileri gelişmemiş, dolayısıyla sevmeyi, sevilmeyi hiç tatmamış ama bu yaşam tarzına bir şekilde kendini alıştırmış yalnız bir adamın hasta nenesinin son istekleri üzerine hayatta kendine yer bulmak ve saygınlık kazanmak için giriştiği mücadeleyi anlatıyor. Hikaye ilerledikçe ana karakterin bir türlü uyum sağlayamadığı düzenle olan çatışması trajikomik sahneler meydana getiriyor.
submitted by smdcn to kopyamakarna [link] [comments]


2020.10.23 11:40 Detroitlizenci aa

biz sevmeyi beceremedik sevenlere başarılar
submitted by Detroitlizenci to u/Detroitlizenci [link] [comments]


2020.10.17 23:21 fantazmagorya sol şakağıma çivi çakıcam

az önce hayallerimi sildim. hiç bir şey yapmak istemiyorum. hiç bir şey hissetmiyorum. olur da bir gün bu yazdıklarımı tekrar okuma zahmetinde bulunursam durumumu gözden geçirip kendimi mi kandırıyorum görebilirim. Hiç bir şey hissetmiyorum ama bazen tam aksi davranıyorum. hayattan zevk alıyormuş gibi yaparsam belki de hissedebilirim diye umuyorum. ama olmuyor. ölmeyi, ölümümü kucaklamayı bekliyorum. Bugün milat, yeniden doğucam. beni tanıyan herkes bir farklılık olduğunu anlayacak ama sebebini bilemeyecekler. kimileri bunun sırf ilgi çekmek için yaratılan bir illüzyondan ibaret olduğunu düşünecek, kimisi arkamdan sövecek çünkü eğlencelerini kaybetmiş olacaklar. Evet onlar için sadece bir eğlence unsuru olduğumu kabul ediyorum ama farkedemedikleri şey tüm o zaman dilimi içinde benim onlarla eğlendiğim. Ama artık sıkıldım. hepinizden nefret ediyorum. acınası varlıklarsınız. bu yazdıklarımı okuma şansınız olsaydı belki de sahte yüzünüzü bir kenara bırakıp benimle ilgili gerçek düşüncelerinizi kulağıma fısıldama cesaretini gösterebilirsiniz. bu yazı sadece nefretinizi arttıracak. belki dalga geçersiniz. hiç aynaya bakmadan, bozulmuş ruhunuzu görmeden, çamura bulanmış yüzünüzü yıkamadan. Ölmeden önce hepinizi öldürmek istiyorum. Ölümüm benim için her şeyin ölümü olacak ama kalanlara da beni unutmamalarını sağlayacak bir hatıra bırakmak hiç fena bir fikir değil. değişiyorum, gelişiyorum ama çoğunlukla da uyuyorum. Nihai uykuya prova. Günde en az 15 saat uyumak, varlığımı unutturmak. Hatırlayan var mı ki. sevmeyi bilmiyorum. seviyormuş gibi yapıyorum. herkesten nefretimin bir göstergesi olarak artık samimi davranmayı da terk ediyorum. zaten yalnızdım. kaçmayı da terkediyorum. artık inkar etmicem yalnızlığımı kucaklamayı öğrenmem gerek. nasıl öleceğimi seçmedim. belki zehirlerim kendimi ama mantıklı gelmiyor vücudumun bunu kabul edeceği. delirmeye başladım. ölmek yaşamanın anahtarı bu simülasyona bir son verilmeli. bana sorulmuş muydu yaşamak istiyor musun diye? neden ölmek istememe karışıyorlar. gidenler hallerinden memnun olmasalar geri dönmezler miydi? dolaşmam gerek, görmem gerek, koklamam, hissetmem. sonuncusu hariç hepsinş yapabiliyorum. belki de benliğimi silmem gerekiyordu. bambaşka biri yaratmam. kimsenin tanımadığı biri, kimsenin anlayamayacağı. hoş şimdi de anlayamıyorlar. onlara anladıklarını düşündürüyorum, uyuşturucu gibi. farkına varamıyorlar. kibir onları içten zehirliyor ve bağımlı hale getiriyor. her şeyden vazgeçebilirim ve vazgeçiyorum. bu yazdıklarım bir vazgeçiş arefesinin habercisi. kelebeğin rüyası bitti ama uyanmayacağını bilmiyordu. rüyalarının efendisi benim. şimdi anlayacaklar bu kadar ucuz kurtulamayacaklarını. kelebeklerle uzaktan yakından alakaları yok halbuki, iğrenç yaratıklar. estetik olarak kelebek larvalarından beterler. kendilerini ise kral kelebeği gibi görüyorlar. bir illüzyonun içinde yaşadıklarından bir haberler. onlara akıllarına hayallerine gelmeyecek bir şey yapıcam. ama bunu kimse bilmemeli. gizlice okudğunu biliyorum orospu çocuğu. başkalarının en gizli düşüncelerini öğrenme isteğin değer yargılarından ağır mı bastı. yoksa şöyle bir göz gezdiriyorum bir şey olmaz diye mi düşündün. duvarı aşmam gerek 3. boyutu kırıp kendime alan açmalıyım. beden dışında bir yolculuk kendimi yalnız hissetmediğim tek an bu. üst bir bilincte toplanıyoruz. birleşiyoruz. biliçdışı ama bilincin ta kendisi.
submitted by fantazmagorya to kopyamakarna [link] [comments]


2020.10.01 22:31 Akarsu35 Ateist olduğumdan beri topladığım hoş sözler

Ateizm, cennete gitmek isteyenlerin yaşamı nasıl cehenneme çevirdiklerini fark etmekir
Evrim teorisi; Bir adamın denizi ortadan ikiye yardığina, bir adamın kuşlarla karıncalarla konuştuğuna, bir adamın 950 sene yaşadığına, bir adamın kayadan deve çıkardığına, bir adamın ateşler içinde yanmadığına, bir adamın kanatlı atıyla cennete uçtuğuna İnanan insanların mantıksız bulduğu bilimsel gerçek.
Dindar birisi ile konuşulabilseydi dünyada dindar kalmazdı
Bilimde açıklayamadığımız bir şeye Allah yapmış olmuş işte demek, ilk insanların güneşin ne olduğunu bilmediği için ona tapması ile aynı şeydir
Bize tanrıyı sevmeyi değil ondan korkmayı öğrettiler
Zenginler her şeyi alıp fakirlere sadece tanrıyı bıraktılar
Din köleler içindir. yaşamın vermediği teselliyi verir
Hiçbirşeyin kendiliğinden olmadığına inanan insanların allahın kendiliğinden olduğuna inanması...
Evrim, insanın çevreye, dolayısıyla dünyaya uyum sağladığını söyler. Yaratılış ise, dünyanın insana uyum sağladığını söyler. Mantığı olan herkes doğrunun hangisi olduğunu rahatlıkla tespit edebilir
Doğruları kutsal kitaplarla belirleyen insanlarla Birşey tartışılmaz
Güven verici bir yalan yerine zor bir gerçeği kucaklamak daha iyidir
Tanrının sevgisinden en çok bahsedenler, tarih boyunca insan özgürlüğüne ve mutluluğuna en derin nefreti gösterdi
Allah şeytanı kötülük yapması için yarattıysa bu durumda kötü olanın kim olduğu sorgulanmalıdır
Hatalı insanları yaratıp, sonra onları kendi hataları yüzünden suçlayan her şeyi bilen ve her şeye gücü yeten bir tanrı hikayesinin mantığını sorgulamamız gerekir
Ben bir kötülük yaptığım için Tanrı'da bana kötülük ile karşılık veriyorsa Tanrının benden bir farkı yoktur
submitted by Akarsu35 to AteistTurk [link] [comments]


2020.09.06 18:25 Archinn ben bu iğrenç insanlarla aynı havayı bile solumak istemiyorum. avrupa'da atatürk'ün onda birini yapmış adamları göğe çıkartıp anarlar; biz sevmeyi bile başaramıyoruz. yazıklar olsun hepinize.

ben bu iğrenç insanlarla aynı havayı bile solumak istemiyorum. avrupa'da atatürk'ün onda birini yapmış adamları göğe çıkartıp anarlar; biz sevmeyi bile başaramıyoruz. yazıklar olsun hepinize. submitted by Archinn to KGBTR [link] [comments]


2020.08.23 03:21 bw-at Ben sadece sevmeyi biliyorum, unutmayı öğrenemedim...

Ben sadece sevmeyi biliyorum, unutmayı öğrenemedim... submitted by bw-at to KGBTR [link] [comments]


2020.08.10 19:24 karanotlar Herkesin ve hiç kimsenin filozofu: Nietzsche

“… Oturmuş bekliyordum orada, neyi? Hiçbir şeyi! Tadına varıyordum, iyi ve kötünün ötesinde, Bazen aydınlığın, bazen gölgenin, Derken dostum, ansızın bir, ikileşti. Ve yanımdan Zerdüşt geçti…” (Zerdüşt’ün İlhamı).
İnsanın prangalarından kurtulmasının ve tekrar insana dönüşmesinin hikâyesidir Böyle Buyurdu Zerdüşt. Filozofun felsefesinin yapıtaşlarını anlatan bu eser, kuşkusuz Nietzsche’nin en önemli kitaplarından biridir. Filozof olmasının yanı sıra iyi bir yazar olan Nietzsche, şiirsellik ve felsefeyi bu kitapta harman edebilmiş ve kendi felsefesini Zerdüşt ile anlatmıştır. Hani bir müzik dinlersiniz, bedeniniz sabit durur ama ruhunuz ve aklınız diyar diyar dolaşır. Bu yüzden notaların her yolculuğa bileti vardır. Nietzsche, Bizet’nin Carmen’ini dinledikten sonra başladı Böyle Buyurdu Zerdüşt’e. Müziğe oldukça ilgili olan filozof –ki Wagner ile sıkı dostlardı, ta ki Wagner’den nefret edene kadar– felsefesini notaların ilmekleriyle ördü. Bir Tanrı varsa dans etmeliydi misal, insan kaosta pes etmemeliydi, rağmenlere karşılık vererek yine de dans etmeliydi ve yine, zaten çağdaşlarının ona deli demesi müziğin sesini duymamalarındandı. Nietzsche’nin felsefesi başlı başına bir senfonidir. Bu senfoninin yazıldığı kitap ise; Böyle Buyurdu Zerdüşt’tür. Üstelik bu sanat eserinin her notasında aşk vardır. 1822’de Lou Salome ile buluştu Nietzsche… Deliliği ikiye katlandı filozofun; âşık oldu. Evlenme teklifi etti, reddedildi. Kışı geçirmek için ve hırpalanmış ruhuna bir inziva ortamı yaratmak için Rapollo’ya gitti. Nietzsche, burada Böyle Buyurdu Zerdüşt’ü on günde yazdı. Eser hiç ilgi görmedi, sadece filozofun dostları tarafından alındı. Ama Nietzsche, yazdığı eserin şimdiye kadar yazılmış en derin eser olduğundan emindi. Şöyle söylüyor Nietzsche: “Bazı insanlar öldükten sonra doğar. Benim zamanım da henüz gelmedi. Öyle veya böyle, insanların benim anladığım şekilde yaşayıp öğretecekleri kurumlara ihtiyaç duyulacak ve belki de o insanların Zerdüşt’ü yorumlamaları için akademik kürsüler kurulacak. Ama şimdi benim gerçeklerimi duyacak kulaklar, taşıyacak eller bulmayı beklersem kendimi tamamen kandırmış olurum. Henüz kimsenin beni duymamış ve nasıl anlaşılmam gerektiğini kavramamış olması yalnızca anlaşılabilir değil, doğru olan bir şeymiş gibi de geliyor bana. Başka biriyle karıştırılmak istemem; bu da kendimi bir başkasıyla karıştırmadığım anlamına gelir” (Nietzsche, Neden Bu Kadar Akıllıyım?, s. 53).
Nietzsche’ye göre felsefe, Sokrates-Platon’dan beri entellektüalist bir yola girmiş ve insanlık içgüdüsünü hiçe sayan salt akılcı bir bilgiye önem vermiştir. Nietzsche’nin bütün istediği, insanı kurtarmak, onu kuru akılcı uygarlıktan uzaklaştırıp kendisinin ne olduğu üzerinde düşündürmektir. Bu yüzden Nietzsche, doğa felsefesini salık verir çünkü orada insan tragedya ile var olur. Tragedyada ele alınan insan, alın yazısı ve karar özgürlüğü ile baş başa kalmış tek insandır (Akarsu, B. 130-131).
Trajik insan… Bir tarafta şarap, eğlence ve formsuzluğun tanrısı Dianysos, diğer tarafta ölçü, denge, biçim tanrısı Apollon. Apollon ve Dianysos’un sentezinden meydana gelir trajik insan. O, bu iki tanrı arasındaki gerginlikte var olur ve budur insanı insan yapan. Nietszche’ye göre eğlence tanrısı Dianysos, saphiens ve logos kurbanı olmuştur. Ama Dianysos’u yok etmek insanı kötürüm yapar. Öyledir ki insanla ilgili başarısızlıkların sebebinde insanın sentez bir varlık olduğunun gözden kaçırılması yatar. İnsanın özgürlüğü ve yaratıcılığı onun sentez bir varlık ve demens (çılgın) oluşundadır. Lâkin logos, Apollon’a bağlı öyle bir ahlak geliştirir ki, insanı ruha karşı bir şeymiş gibi gösterir. O yüzden Nietzsche tekrar insan olmak ister. Çünkü: özgürlük böyle başlar, isyanla, karşı çıkışla, “Hayır!” deme cesareti ile. Mesela; Âdem günah işleyince insan olmuş, kendinin farkına varmış ve özgür olmuştur.
Şu bir gerçektir ki ne kadar güçlü olursanız, o kadar var olursunuz. Kendi gücünüzü keşfetmek için bazen dolmak ve taşmak gerekir. Nietzsche, yalnız bir filozoftu. Sevdiği her şeye sonraları hep nefretle baktı. Çok sevdi, çok nefret etti. Duygularını uç noktalarda yaşayan filozof artık sesini duyuramaz olmuştu ki, Zerdüşt’ün ilhamı geldi. Var olan her şeye, bütün değerlere bir başkaldırı, oluşacak kaosun baş dansçısı, olumsuzluğun doğurganlığını gören bir gözdü Nietzsche. Var olan düzene, salt akılcılığa dayalı felsefeye, insanı insanlıktan alıkoymuş ve makineleştirmiş her şeye bir karşı çıkış. Bu isyan, insanlara doğayı, kendilik bilincini, kendini aşmayı öğütlüyordu. İnsanı tutsaklıktan kurtarıp yaşamı sevdirmek gerekiyordu. Kaderini sevmeliydi (amor fati) insan, dogmatiklikten arınmalı, Tanrı’yı öldürmeliydi.
Bir insan Tanrı’yı nasıl öldürür ve Tanrı neden ölmelidir? İnandığınız bir şeyin içinin aslında ne kadar boş olduğunu ve sadece inançtan ibaret olduğunu anladığınız an, o şeyi yargılamaya başlarsınız. Ve bir şeyi yargılamaya başlamak onu öldürmek ile aynı şeydir. Nietszche Tanrı’yı öldürdü çünkü; bu zamana kadar süregelen bütün inançlar, değerler, iyilik-kötülük, erdem kavramları Tanrı temelinde şekilleniyordu ve Tanrı temelli ahlak –ahlaksız sürü ahlakı– aslında bütünüyle ahlakdışıydı. Bu ahlak bir ayak takımı ahlakıydı. Artık değerlerin içi boştu ve bahsedilen değerler hiç de Tanrı’nın mükemmelliğini yansıtmıyordu. Artık din denilen şey sadece güçsüzlere yönelik bir umuttu. Öte dünya umudu insanı bu hayattan daha iyi bir hayat olacağı konusunda teselli ediyordu. İnsanın kendini kandırmasının ilahî bir yoluydu bu. Din çoğunluğa sesleniyordu ve bu artık tamamen iktidarla ilişkili bir durumdu. Düşünülen duyuüstü dünyanın duyuüstü temeli olan Tanrı’ya inanç yitirildi (Çevikbaş, S., s. 342). Ölen Tanrı değildi, ahlaktı, erdemdi, iyilik ve kötülük kavramlarının ve var olan diğer şeylerin sürü tarafından, iktidar ve din başlığı altında kirletilmesi sonucu oluşan, insanın kendi kendine yaptığı bir katliamdı bu. İnsanın tekrar insan olabilmesi için Tanrı’nın ve onun eli değmiş her şeyin yok olması lazımdı. Bir decadancetı bu. Mevcut düzen çökecekti ve yeniden doğacaktı, sonra tekrar çökecek ve tekrar doğacaktı. Çünkü; hayat dediğimiz şey ebedî bir dönüştü. Hiçbir değer insan için nihai bir çözüm olamayacaktı, ta ki üstinsana kadar. Böyle Buyurdu Zerdüşt bir arınma (katharsis) hâlidir. İnsan nasıl fazlalıklarından kurtulduğunda rahatlarsa, Nietzsche de insanı değerlerden, normlardan, zorunluluklardan arındırır çünkü insan, ancak böyle yükselebilecek ve kendinden iyisini var edebilecektir. İnsan bunu başardığında artık doğadır, doğadandır, üstinsana (Übermensch) vesiledir. Peki, nedir üstinsan? Şöyle diyor Nietzsche;
“İnsan, hayvanla üstinsan arasına gerilmiş bir iptir, -uçurum üstünde bir ip. Korkulu bir geçiş, korkulu bir geri bakış, korkulu bir ürperiş ve duraklayış. İnsanda büyük olan, onun köprü olmasıdır, erek değil: insanda sevilebilecek olan, onun karşıya geçiş ve batış olmasıdır. Ben, batışın dışında bir yaşamı bilmeyenleri severim, çünkü bunlardır karşıya geçenler. Ben, büyük hor görenleri severim, çünkü bunlar büyük saygılılardır ve karşı kıyıya duyulan özlem okları. Ben, batmak ve kurban olmak için önce yıldızların ötesinde bir neden aramayanları, yeryüzü bir gün üstün insanın olsun diye, kendilerini yeryüzüne kurban edenleri severim. Ben, bilmek için yaşayan ve bir gün üstinsan yaşasın diye bilmek isteyeni severim. Böyle ister o kendi batışını. Ben, üstinsana ev kurmak, toprak, hayvan ve bitki hazırlamak için çalışanı ve türeteni severim: çünkü böyle ister o kendi batışını. Ben, erdemini seveni severim: çünkü erdem batma istemidir ve özlem oku. Ben, kendisi için bir damla bile ruh ayırmayanı, baştanbaşa erdemin ruhu olmak isteyeni severim: ruh olarak böyle yürür o köprünün üstünde. Ben, erdeminden eğilim ve yazgı yapanı severim: böylece o, erdemi uğruna yaşamak ister, ya da hiç yaşamak istemez. Ben, bir sürü erdem istemeyeni severim. Bir tek erdem, iki erdemden daha erdemdir, çünkü yazgının asıldığı daha zorlu düğümdür o. Ben, gönlü har vurup harman savuranı severim. -Ne teşekkür bekler, ne de teşekkür eder: çünkü hep verir o ve kendini korumak istemez. Ben, zar kendine uygun düşünce utananı ve soranı severim: ‘Ben düzenci bir oyuncu muyum yoksa?’ -çünkü yok olmak ister o. Ben, işine başlamadan önce altın sözler saçan ve hep söz verdiğinden fazla yapanı severim: çünkü batışını ister o. Ben, gelecektekileri haklı çıkaranı ve geçmiştekileri kurtaranı severim: çünkü şimdikiler eliyle yok olmak ister o. Ben, tanrısını yola getireni severim, çünkü tanrısını sever o: tanrısının öfkesinden yok olması gerekir de. Ben, yaralanmada bile gönlü derin olanı ve küçücük bir şeyden yok olabileni severim: böyle geçer o köprüyü seve seve. Ben, gönlü dolup taşanı severim, öyle ki kendini unutur ve her şey onun içindedir: her şey onun batışı olur böylece. Ben özgür ruhlu ve özgür yürekli olanı severim: böylece kafası, yüreğinin yalnız içi olur, ama yüreği batmaya zorlar onu. Ben, insanların üstünde asılı o kara buluttan tek tek düşen ağır damlalar gibi olan herkesi severim: onlar şimşeğin gelişini haber verirler ve haberci olarak yok olurlar. Bakın, ben şimşeğin habercisiyim ve buluttan düşen ağır bir damlayım: oysa şimşek, üstinsandır. Yeryüzünün anlamı olacak üstinsan! Yalvarırım size, kardeşlerim, yeryüzüne bağlı kalın, inanmayın size dünya ötesi umutlardan söz edenlere! (Nietzsche, Böyle Buyurdu Zerdüşt, s.14-15).
Nietzsche’nin ahlakı ve felsefesi Darwin ile yakından ilişkilidir. “Evrimin amacı yığınlar yaratmak değil, dâhiyi yaratmaktır.” O hâlde bize lâzım olan boyun eğen, belli bir din öğretisine hapsolmuş, demokrasi adı altında iktidarın çobanlığında, sürüde olmaktan mutluluk duyan halk değil, insanın nihai ahlakının iyinin ve kötünün ötesinde olduğunu görebilen, güçlü, merhametle veya acımayla var olmayan üstinsandır. Hayvan insanı yarattı, insan da kendinden üstün olan üstinsanı yaratmalıydı. Üstinsanda iyilik yerine kuvvet, alçakgönüllülük yerine gurur, başkasını düşünmek yerine akıl, eşitlik yerine, güç kavramları vardır. Üstinsan, kamuoyundan biri olan görüntü insanı değildir.
Üstinsan kavramından sonra, eserde önemli bir nokta bengi dönüş (Ewige Wiederkehr) kavramıdır. Hayat kendinde bir evrim sürecidir, sürekli değişir, yenilenir, sonsuz bir dönüş hâlindedir. Bu dönüş hep devam edecektir o yüzden insan için nihai iyi yoktur. Nietzsche’nin nihilizmi hayatın bengi dönüşünün sonucudur aslında. Fakat bu nihilizm yaratıcı bir nihilizmdir. Daha iyisinin olması için var olanı yok etmek. Bu yüzden bu süreçte güçlü olan hayatta kalır ve bu yüzden her canlıda bir güç istencine (Wille zur Macht) rastlanır. Zaten evrenin kendisi başlı başına bir güç istencidir. Bütün savaşlar, bütün yok oluşların tek hedefi vardır: Güç. Başı sonu olmayan, sürekli değişen, kaoslarına rağmen yine de uyumu sağlayan, hiç yorulmayan ve sürekli kendi var oluşunu tekrarlayan bir güç. Bu Nietzsche’nin Dionysosca evrenidir. Ona göre evren, güç istencinden başka bir şey değildir (Akarsu, Bedia, s.133). O yüzden, bizi yığın olmaktan kurtaracak yeni değerler, yeni erekler lâzımdır. İnsan kaosta dans etmeyi bilemezse, yok olup gidecektir. Karanlığından bir yıldız doğurmazsa, ebedî karanlıkta hapsolacaktır.
Nietszche’nin felsefesi, toptan bir karşı çıkıştır ve Nietzsche insanın, insanlığın gerçek yüzüdür. O bize acımasızlığı, eşitsizliği, değerin değersizliğini anlatır ki kendimizin farkına varalım. Varlığımızı yeryüzüne bağlamak gerekir; umudu dinler, efsaneler, tanrı veremez, umut kendimizdedir. Hayatın zor yönlerini yok sayarsak ve sadece kurtarılmayı beklersek daima yeniliriz. Çünkü hayat dediğimiz şey, güçsüzleri ayıklamak üzerine kuruludur. Önemli olan yüzleşmek, korkmamak ve savaşmaktır.
Nietzsche, Böyle Buyurdu Zerdüşt senfonisinde, felsefesini okuyucuyu uyandırmak için kullanır, okuyucunun bilinçaltına sakladığı korkularını veya tutkularını, Zerdüşt ile bağdaştırır, bizlere yaşamı evetlemeyi, kaderimizi sevmeyi ama bütün bunları yapmak için önce yok etmeyi öğretir ve artık Zerdüşt, sadece bir karakter değil, okuyucunun kendi hayat sahnesinde, kendini anlama yolunda atılmış bir adımın vesilesidir.
Zihnimi aydınlatan tüm filozoflara, Beni hiç karanlıkta bırakmayan, ışığımın sönmesine izin vermeyen çok sevgili hocalarıma…
Kaynaklar: AKARSU, Bedia. (2014) Çağdaş Felsefe, İnkılap Yayınları. ER, Sadık Erol. (2013) Nietzsche Paris’te, Otonom Yayıncılık. KARDEŞLER, Kıvanç. (2017) Tanrı Öldü, Yason Yayınları. NIETZSCHE, Friedrich. (2011) Böyle Buyurdu Zerdüşt, (Çev. Irmak, Sadi). Kabalcı Yayınları. NIETZSCHE, Friedrich. (2016) Neden Bu Kadar Akıllıyım?, (Çev. Cemgil, Can Selin) Zeplin Kitap.
Yazar: Merve Karacan
https://dusunbil.com/herkesin-ve-hic-kimsenin-filozofu-nietzsche/
submitted by karanotlar to u/karanotlar [link] [comments]


2020.08.04 15:37 vez_ko Röportaj #4 u/unhombredinnombre

Sizlerin gönderdiği sorularla bu röportajın konuğu u/unhombresinnombre

Bir sonraki röportajda görmek istediğiniz reddit kullanıcısını lütfen yorumlarda belirtiniz.

+ Tamamahbapengelli düzelir mi subreddit için planların nedir, tamamahbapengelliye neden özen göstermiyorsun?
- 11 yaşındaki çocukların postlarını kaldırıyorum, planım intihar edip kurtulmak

+ Yaptığın basit css ile subredditte senin head mod olmanı hak ettiğini yazmıştı u/31_kebab_31 ,sence hakediyor musun?
- hak etmek ne lan? siz r*dditte otizmpostlamayı niye bu kadar ciddiye alıyosunuz?

+ Neden auth right,ırkçı ve milliyetçi bir adamın subredditini devraldın?
- almamam daha mı iyi lmao sorulara bak

+ u/31_kebab_31 ile aranızda bir anlasma oldu mu, subu isterse geri verir misin, u/31_kebab_31 ile aranızda nasıl bir ilişki var?
- subı silecem dedi, ben de bana bırak bari dedim. thats it, that's the tweet

+ Okbuddyretarddan hiç anlamayan birisi subredditi nasıl yönetir?
- okbuddyretarddan anlamak = 12 yaşında olmak değil mi? anlamamak ne lmao kendinizi küratör falan mı sanıyosunuz

+ Tamamahbapenngelliye mod alımında bir adam kayırma oldu mu?
- başvuran herkes 10 yaşındaydı ben de arkadaşımı aldım her postla kendim ilgilenemem diye

+ Yaptığın mod alım postunda neden eski modların alınmayacağını söyledin, bunu sana u/31_kebab_31 şart mı koydu?
- evet nintendo switch oynamamı yasaklamakla tehdit etti

+ Turkeyjerkyde 3 ayda 1 post kaldırıp yorum atıyorsun, turkeyjerky head modu senden aldığı verimden memnun mu?
- baya her gün modere ediyorum

+ Mod olmak forslu bir şey mi yoksa küçümsediğin bir şey mi, kendi çıkarlarını korumak için elinde bulundurduğun bir şey mi?
- inanılmaz cringe, 12 yaşındaki çocukların bokpostalarını temizlemenin neyi havalı amk

+ Günde kaç saatini reddite harcıyorsun, kendini redditör olarak görüyor musun?
- evet, karımın erkek arkadaşı izin verdikçe giriyorum

+ Kullanıcı banlamak hoşuna gidiyor mu, bundan bir haz alıyor musun?
- faşo falan banlarken belki

+ Burdurland reddite gelince kullanıcılar turkeyjerky için çokca size uyarıda bulunmuştu, turkeyjerkyi restricted yada private yapın diyerek, böylece 15,20 k lık kaliteli kemik kitlenin korunması sağlanabilirdi. O dönemde sadece izlediniz, hiç bir önlem almadınız,bir şey olmaz suba zarar veremezler dediniz. Ama turkeyjerkydeki eski kalite kalmadi. Subreddite yeni gelen binlerce kullanıcı olması hoşunuza mı gitti, sayı artışındaki hız sizi sarhoş mu etti, subreddit üyesinin 5 kat artması buna degdi mi?
- elitizim cringe, kültür statik bişey değil, mal mal "a-ama bizim eski ortamımız:(((((" yapmayın

+ Turkeyjerkydeki burdurlandlılar banlanmalı mı, burdurland hakkında ne düşünüyorsun?
- ul*n bana ne kimin başka nerde postladığı, götünüzden mezhep uydurmayın

+ Reddit Türkiye nereye gidiyor?
- sosyal_medya.mp4

+ Reddit'in bok çukuru hangi sub?
- reddit

+ Svihs ve u/laikciyan hakkındaki düşüncelerin nedir?
- genel olarak svihs ve laikciyan hakkında düşünmüyorum

+ ShitpostTC hakkında ne düşünüyorsun?
- r*dditti fazla ciddiye aldığınızı

+ Redditte en sevmediğin ve en sevdiğin kullanıcı kim?
- u/GallowBoob ve u/GallowBoob

+ Komünizm gibi devletsizliğe sistematik olarak geçen bir ideoloji varken neden tüm otoriteleri hemen bir günde yıkmayı amaçlayan anarşizmi benimsedin?
- sadece vatanımı devletimi milletimi askerimi sevmeyi benimsedim ben

+ İdeolojin ne, anarşistim diyerek takılıyorsun ama profilin maocu, troll müsün?
- antikapitalist müslümanım

+ Şu ana kadar hangi partilere oy verdin?
- https://en.wikipedia.org/wiki/List_of_illegal_political_parties_in_Turkey

+ HDP iktidar olmalı mı?
- evet

+ Kürdistan kurulmalı mı?
- tcyi_bolmek.mp4

+ Atatürk mü, Stalin mi?
- atat_mi_stalin_mi.mp4

+ Atatürkçüler ve kemalistler hakkındaki düşüncelerin nedir?
- http://komundergi2.com/kemalizm-hangi-sinifin-ideolojisidir-ibrahim-kaypakkaya/

+ Kendini beyaz türk olarak mı tanımlıyorsun, şehit haberlerine üzülüyor musun?
- hayır ve çoğunlukla

+ Serbest piyasa ekonomisi hakkında fikirlerin olumlu mu olumsuzsa neden?
- muh markets will decide your fate

+ Evrim hakkında ne düşünüyorsun?
- yerçekimi hakkında ne düşünüyosun? soruya bak lmao

+ İnancın ne,kaç yaşında ona yöneldin?
- menzil/ML liseden beri falan

+ Milliyetçi misin?
- nope

+ Anarşizm nedir?
- bahçede komünal olarak domat yetiştirip yemek

+ Türkler Ermenilere soykırım yaptı mı?
- gökyüzü mavi mi?

+ Nerede okuyorsun, hangi bölümde okuyorsun, okumuyorsan mezun oldugun bölüm ve mesleğin nedir?
- bir_haftaya_kalmaz.mp4

+ Lysander Spoonerın kitaplarını okudun mu okuduysan düşüncelerin nedir?
- spooner iyi adam, hiç kitabını okumadım

+ Favori kitabın?
- metal fırtına 3, nihal atsız- bozkurtlar

+ En sevdiğin, çalmaktan en çok hoşlandığın enstrüman ve şarkı hangisi?
- mızıka, izmir marşı

+ Ne tür müzik dinlersin, en sevdiğin grup/sanatçı?
- rock 'n roll dinlerim, nirvana mesela. bazen daha bilinmeyen indie gruplar da dinlerim, arctic monkeys gibi

+ Tamamahbapengelli postları yapmak isteyenlere verebileceğin tavsiyeler neler?
- yapmayın

+ Şu soruyu da sorsaydın dediğin bir soru var mı cevaplamak istediğin?
- nasılsın dememiş kimse. iyiyim.

+ Röportajımız burada son buluyor. Katıldığın için çok teşekkür ederim, son olarak bu soruları sana gönderen kullanıcılara ne söylemek istersin?
- soracağınız sorulara sokam. allaxa emanet, solidarity forever

önceki röportaj sonraki röportaj
Bir sonraki röportajda görmek istediğiniz kişileri lütfen yorumlarda belirtiniz.
ShitpostTC Moderation Team
submitted by vez_ko to ShitpostTC [link] [comments]


2020.07.09 15:47 Kadinboyledir Doğaya, Yabani hayata, Güzelliklere düşmanlık yapmayın... Bırakın artık bir yana kini, nefreti... Sevmeyi öğrenin, sevmeyi...

Doğaya, Yabani hayata, Güzelliklere düşmanlık yapmayın... Bırakın artık bir yana kini, nefreti... Sevmeyi öğrenin, sevmeyi... submitted by Kadinboyledir to KGBTR [link] [comments]


2020.07.01 09:54 BaihuTR Can Kahraman - Sevmeyi Dene ( Akustik/Elektro Bağlama Cümbüş Cover )

Can Kahraman - Sevmeyi Dene ( Akustik/Elektro Bağlama Cümbüş Cover ) submitted by BaihuTR to u/BaihuTR [link] [comments]


2020.06.25 01:07 SizinMuzik Elif Akbaş - Koru Yarabbi Akustik

Elif Akbaş - Koru Yarabbi Akustik

Elif Akbaş - Koru Yarabbi Akustik mp3 indir

Koru Yarabbi Akustik Şarkı Sözleri:
Sen beni dostlarımdan koru yarabbi,
Düşmanlarımla ben baş ederim.
Sevmeyi bilene iyi geldiğim gibi,
Bilmeyenden de iyi giderim.
şarkı sözlerinin devamı: https://sarkiman.com/elif-akbas-koru-yarabbi-akustik.html
submitted by SizinMuzik to u/SizinMuzik [link] [comments]


2020.06.12 21:06 notpenis Yoruluyorum.

Bu zamana kadar isteyip de elde edemediğim hiçbir şey olmadı. Yaşadığım bütün zorlukları aşabildim güçlü bir karaktere sahip oldum, çocukluğumdan beri yaratmaya çalıştığım üstün insan profilini zor da olsa başardım. Diksiyonumu olabildiğince geliştirdim, her anımı en ince detaylarına kadar saatlerce düşündüğüm için abartı derecesinde düzenli bir hayat yaşamaya başladım. Bencil olmayı, çok iyi yalan söylemeyi, ahlak yoksunluğunu, kırıcı olmayı acımasız olmayı, yalnızlığı, güçlü durmayı öğrendim. Bu saydıklarımın hayatımda çok faydası oldu. Nihayet istediğim kişiye dönüşmeyi başardım
Fakat ne uğruna?
Böyle diyorum çünkü bunun bana çok zararı da oldu. Artık hayal kuramıyorum çünkü ciddi anlamda hiçbir şey ilgimi çekmiyor. Ne istediğimi bilmiyorum. İyi bir mesleğim olsun param olsun iyi bir ailem olsun güzel bir cinsel hayatım olsun istemiyorum. Karşı cinse ilgi duyamıyorum cinsel hislerim iyice köreldi hiçbir hobim yok uğraştığım bir spor ya da sanat dalı olmadı. Sevmeyi, sevilmeyi istemiyorum. Zevklerimin peşinden koşmak istiyorum ama bana zevk veren hiçbir şey bulamıyorum. Yaşamayı istemiyorum ama belki bir ümit olur bir şeyi yapmak istersem eğer onun için hayata sıkı sıkı sarılayım diye bekliyorum. Bu beni gerçekten çok yoruyor. Her gün sırf kendimle başbaşa kalıp 4 saat boyunca duvara bakıp düşünmek hayal kurabilmek için gün içinde yaptığım her şeyi belirli saatlere sıkıştırıyorum. Biraz da korkuyorum ya hayalini kurduğum şeyi elde ettiğimde memnun kalmazsam diye. Bunun düşüncesiyle kendimi yiyip bitiriyorum. Her geçen gün çürümeye daha da yaklaşıyorum.
Yoruluyorum.
submitted by notpenis to KGBTR [link] [comments]


2020.06.11 03:06 Ferdinand_010203 Sevmek böyle bişeyse sevmeyi istemiyorum amk

Şuan saat gecenin 4 ü ve büyük ihtimalle sevdiğim kız yatağında mışıl mışıl uyurken ben onun fotoğraflarına uzun uzun bakıp hayatı sorguluyorum. 1,5 yıldır mal gibi platonik olarak seviyorum, hayatı yaşama sebebim o kız belki bi gün tanışır açılırım, belki mutlu bi hayatımız olur diye yaşıyorum şu siktimin hayatını. Evet yıkık utangaç bi orospu çocuğunun tekiyim. Şu hayatta canımı şuan şu dakika isteseler hiç düşünmeden vericeğim tek kişi o kız. Ama ne kadar seversem seveyim o kıza yazma cesareti ,o sorumluluğu kaldırabilecek gücü kendimde bulamıyorum. Keşke utanmadan karşısına geçip onu sevdiğimi söyleyebilsem. Artık bu durum çok canımı yakıyor. Benim gibi utangaç bi yıkıksanız sakın gönlünüzü birine kaptırmayın amk. Sikiyim böyle hayatı...
submitted by Ferdinand_010203 to KGBTR [link] [comments]


2020.06.09 01:00 clockworkapplejuice Yabancı bi edebiyat subında

Kadınların duygusal gelişiminin sebebinin romantik kitaplar, diziler, filmler izleyecek özgürlükte olmasından kaynaklandığından bahsetmiş. Bi tane herif gizli gizli okuyormuş. hetero olmama rağmen okuyorum demiş. Altında da bin tane adam ben de yazmış. Depresyondaydım daha iyi geldi bana filan diyor. Bir söz vardır ya erkek bırakırsa geri döner ama kız bırakırsa o iş zor diye, yüzde doksan bu sebepten ötürü + muhafazakar bi ailede yetişmekten doğru düzgün sevmeyi bilmiyoruz.
submitted by clockworkapplejuice to KGBTR [link] [comments]


2020.06.04 20:32 ahmetakkus Abdulselam Dogan - Sevmeyi Denemedin (Masal)

Abdulselam Dogan - Sevmeyi Denemedin (Masal) submitted by ahmetakkus to rance [link] [comments]


2020.05.17 17:57 ruhdoktoru65 Kendimizi sevmeyi biliyor muyuz? #kendinisev #kendinol #kendinevar

Kendimizi sevmeyi biliyor muyuz? #kendinisev #kendinol #kendinevar submitted by ruhdoktoru65 to u/ruhdoktoru65 [link] [comments]


2020.05.16 22:58 ruhdoktoru65 KENDİNİ SEVMEYİ BİLİYOR MUSUN? #Kendinisev #sevgi #kendinevar #kendinibu...

KENDİNİ SEVMEYİ BİLİYOR MUSUN? #Kendinisev #sevgi #kendinevar #kendinibu... submitted by ruhdoktoru65 to u/ruhdoktoru65 [link] [comments]


2020.03.21 09:34 dengeokullari Bütün çocuklar güzeldir! Sevmeyi bilene...❤️❤️❤️ #DengeOkulları #DownSendromu #21martdownsendromufarkindalikgünü !

Bütün çocuklar güzeldir! Sevmeyi bilene...❤️❤️❤️ #DengeOkulları #DownSendromu #21martdownsendromufarkindalikgünü ! submitted by dengeokullari to u/dengeokullari [link] [comments]


2020.03.12 19:39 Kendimenotbu Kendime Not 2

Tebrikler bugün sevmeyi unuttuğunu farkettin
 Ve hala kendinden nefret ediyorsun 
submitted by Kendimenotbu to u/Kendimenotbu [link] [comments]


2020.02.23 08:38 bariscsknr Bohem Bir İlişkinin Yıkıcı Ayrılık Parodisi - 2. Perde (TRAGEDYA)

OLAY BİR EVDE GEÇMEKTEDİR. K KADIN, B ERKEKTİR.
K - Burçlar kaymış amk, yengeç ne ya? Allahın histerik burcu. Bugün hiçbir iş doğru gitmez mi? Hay böyle işin ta içine..
B - Benim E'nin burcu da yengeçti. Belli oldu şu aralar senin de neden böyle göt olduğun. O da az göt değildi. Benzediniz birbirinize.
K - Oğlum esas sen götsün ki göt gibi ortada kalıyorsun her seferinde. Kaşınma, insanın damarına basıyorsun. Ben de acımasız olacam, salağa bak E ile kıyaslıyor beni.
B - Ne yaptığının farkında olmak da güzel bir şey tabi.
K - Ben bir şey yapmadım valla, yara kaşıyan sensin. Bırakmıyorsun kabuk bağlasın. O kadar kaşırsan, sonunda kanar böyle. Bence sen yaptığının farkına var biraz. Hala kendin yapıyorsun, sonra karşı tarafa adilik yapıyor gibi hissettirmeye çalışıyorsun. Hasta mısın lan sen, doğru söyle?
B - Yaptınız yaptınız, hepiniz yaptınız. Önce kolay olan benim yanımdı, kaldınız. Zor olsaydı başta giderdiniz. Sonra benden daha kolay olan bir yer buldunuz, oraya gittiniz. Ne de olsa artık B'ye ihtiyacınız yoktu. Yeni destekçileriniz, yeni sosyal çevreniz olacaktı. Hepiniz yolunu bulunca, göt gibi bıraktınız.
Kabul edin, böyle bir götsünüz siz işte ve hayatınızı da kendiniz gibi götlerle geçireceksiniz. Çünkü size değer verip musamma gösterenler, kalpleri kırılmış ve yorulmuş bir şekilde, sizi hayatlarından sonsuza dek siktir edip, atacak.
K - Sen mi bana değer verdin, yuh!! Sen değer veriyorsun da canım, hiç karşındakine bunu gösterme, gönlünü hoş tutma gereği duymuyorsun. Herkes senin isteğin zaman, sana istediğin gibi davranacak. Senin tavır bu yani, kusura bakma.
Ha kendini de kandırabilirsin tabi. Bu kadınlar sana ihtiyaç duydu, sonra başka birilerini buldu gitti diye.
Sosyal çevrenin desteklemesine gelince, artık sana diyecek lafımın kalmadığı son nokta. Kör müsün lan sen? Beni destekleyen bir sosyal çevrem var gibi mi görünüyor o taraftan.
Ayrıca yine diyorum, başkalarının mutsuzluklarını kendine mutluluk edinirsen, kendine başarı sayarsan esas sen mutsuz olursun. Bunu kendine yapma. Es kaza başarılı, mutlu falan olurum sonra kahredersin kendini.
B - Bana kimse ihtiyaç duymadı. Ben ihtiyaç duyulacak biri değilim. Ama benim yanımda kalmak senin kolayındı, sonra oraya gitmek daha kolay oldu. Yani buradayken de kendini düşünüyordun, giderken de kendini düşündün. Hatta benimle eve çıkarken bile, içten içe kendini düşündün. Onun için insana değer vermekten bahsetme.
Son olarak başkalarının mutluluğu veya mutsuzluğu üzerine kendimi bir duyguya sokacak değilim. Mutlu olmaktan bahsediyorsun, insanlarının mutluluk anlayışları görecelidir. Ama benim mutluluk anlayışımla zaten mutlu olsaydın bu durumda olmazdın ki senin mutluluk anlayışın beni ne kıskandırır ne de kahreder, sadece acırım.
Ben en kötü, en sefil halimde bile mutlu oldum, kimseye de ihtiyaç duymadım. Hatta en kötü, sefil ve yalnız halim mutlu olduğum yegane yerdi. ama sen her zaman mutlu olmak için bana veya bir başkasına ihtiyaç duyacaksın.
K - Ben tabiki de kendimle ilgili şeyleri her zaman düşünüyordum. Ama içimde seninle ilgili olan çelişkilerin sebebi, tamamen senin davranışlarındı.
Ben seni ailem gibi görecek bir aşkla, bir bağlılıkla sevmek istedim. Güzeli, değerlisi buydu çünkü. Ama sen buna karşılık vermedin. Üstüne basa basa söyledim, düzeltilmesi gereken şeylerin ne olduğunu biliyorsun.
Bana sevmeyi bilmeyen kadınlar tarafından terkedilmiş ıssız adam tribi yapma. Ben nasıl sevdiğimi ve nasıl sevilmek istediğimi çok net ortaya koydum ve senle ilk eve çıktığım gün de adım gibi emindim ne gibi sorunlarımız olacağından.
Yanlış anlama asla sen suçlusun demiyorum. Benim de hatalarım vardı, kimin olmaz ki. Ama bazı konular vardı ki senin içine işlemiş, ne yaparsam yapayım o konularda değişme ihtiyacı hiç hissetmedin. İçten içe sen de biliyorsun ne gibi konular olduğunu. Çok konuştuk çünkü, çok da kabul ettin bazı şeyleri, kabul etmesen de anladın, hak verdin.
Beni içten pazarlıklı olmakla suçlayamazsın. İlişkinin her köşesinde sana duygularımı, düşüncelerimi açtım. Açamadığım zamanlarda da sen aylarca sustuğun ve beni ittiğin içindi. Kendimce bi yola girmek zorunda kaldım. Kısacası senin gibi yalnız hareket ettim hayatta. Yani ben fiziken evden çıktım diye terketmiş falan değilim. Daha önce de söyledim. Sen beni baştan terkettin zaten.
"Aldattın beni kendi kendinle, mecburi hizmetteyken ben yaşam bölüğünde" ve ben hala seninleyken, bazı güzel günlerimiz hariç, sıklıkla olduğu gibi tek kişiyim.
B - Bunu söyleyin sen olması çok komik. O zaman ben de sana şöyle diyim ''zaman aralığını süpürmeyi unutma ben yokken"
K - Birbirimizin ihtiyaçları var. Sevme ve sevilme ihtiyaçlarımız, iletişim kurma ihtiyaçlarımız, kendimizle iletişim kurulması ihtiyaçlarımız ve tarzlarımız gibi. Soru şu; iki taraf da bu ihtiyaçlara ve tarzlara özverili bir şekilde karşılık vermeye razı mı? Yoksa herkes oturduğu yerden, benim istediğim olsun mu diyecek, sıkışınca da laf dalaşına mı girilecek?
Sen çocuğu bile reddediyosun. Ben bu konuda bile o kadar açıktım ki. Çok zor iş evet, hiç yapasım da yok ama yaşlanınca bir ailem olsun istiyorum kocaman ve sıcacık. Tek başıma ölmek istemiyorum. Sırf bunun için de sağlıklı büyüyebilecekleri bir ortamda, iyi niyetli, sevgi dolu bir babayla birlikte çocuklarım olsun isterim. Sen ona da "ne çocuğu" deyip, kestirip attın. Daha ne diyeyim sana. Ben keyfimden bir şey yapmıyorum.
Bir ilişkide iki tarafın da sorumlulukları, hataları vs'si vardır. Sen suçu seni terkettiğini düşündüğün kadınlara atıyorsun ve kendinde hiçbir sorumluluk hissetmiyorsun.
Herkesin iyi ve kötü olduğu alanlar vardır. İyi niyet bunları ortaklaştırıp, ortak bir hayat kurabilmekte gizlidir. Sen beni beğenirken bile kötü niyetlisin, dönüp de beni içten pazarlıklı, bencil, kendini düşünüyor diye suçlama hiç. Burada illaki kendini en çok düşünen biri arıyorsak, bir dürüst ol kendine lütfen, bir objektif bak.
B - Tamam, peki. Bitti, geçti sorun yok artık. Uzatmaya gerek yok ama madem ben böyle biriydim keşke 2 yıl kalmasaydın benle. Terkettikten sonra da hala hayatımdaki en yakın insan sensin demeseydin.
K - Hadi ya. Senin laf sokacağın kısım geçince "iyi, peki, artık geçti" Bu yüzden göt gibi ortada kalıyorsun. Çünkü götlük yapıyorsun.
B - Her ne boksa işte. Cevap versem veririm de gerek yok, boş bi tartışma. Güzel bir aile kurarsın umarım ileride, bir düzine çocuğun olur, emzirirsin onları.
K - Bir düzine olmaz, o kadar da değil. Ben seni hala öyle görmek istiyorum ama sen istemiyorsun, elinden geleni yapıyorsun yani. Arkadaşım bile olmak istemiyosun. Bir normalleştiremiyoruz ilişkimizi.
B - Evet istemiyorum. Çünkü sen benim arkadaşım değilsin.
K - İyi ama sevgilin de olmadım hiç.
B - Olmadıysan geçmiş olsun o zaman.
K - Madem öyle, hiç teklif etmeseydin. Sevgili gibi davranmıyacaksan niye teklif ettin?
B - Kusura bakma yaptım bi eşeklik, affet.
K - Madem ben 2 yıl kalmışım laf ediyorsun. Hala tek taraflı bir ağızla konuşuyorsun. Ben sana 1. yılın sonunda dedim evleri ayıralım, öyle devam edelim, böyle yıpratıyoruz. Hem biraz nefes alırız, hem ilişkiyi gözden geçiririz. Demedim mi söylesene. Boş boş, yalan yanlış konuşuyorsun. Beni sen zorladın, resmen terketmekle tehdit ettin beni. Şimdi ne oldu, ayrılmadık mı?
B - O gün yapsaydın keşke, bugünki gibi gitseydin, ne diye durdun?
K - Ben senin gibi tek başıma karalar almıyorum, seni de dinliyorum.
B - Beni dinledin de sonuç ne oldu?
K - Senin gönlün yoktu.
B - Bu gidişinde çok gönüllüydüm, değil mi? Boşversene.
K - Hayır ayrılmak zorunda değildik. Sen benimle ilişki kurmamakta ısrarcısın. Bazı isteklerimi görmezden geliyorsun, anlamak istemiyosun.
B - Neymiş isteklerin, çocuk mu?
K - He, evet. Hadi gel yapah bi tane.
B - Gel yapak tabi, baban bakar. Yapıp yapıp anana veririz.
K - İşte abi, isteklerin çok mu diyorsun. Şu tavır zaten problem olan, senin şu tavrın. Bir de neyi, ne zaman şakaya vurup, neyi ciddiye alacağını bilmiyorsun. Çığlık atsam ölüyorum diye, senin aklına yatmazsa kıçını kaldırıp gelmezsin.
Beni, ben hala yaşarken, cıvıl cıvılken sev. Ölümümün, yokluğumun üstünden siyaset yapma. Arkamdan konuşma, çünkü şu an yaptığın bu. Sanki birlikte yaşamamışız, tek ben yaşamışım gibi kendinde hiçbir açık görmeden şu anda bana saldırıyorsun. Sadece fiziki olarak yokum diye ve bunun örneklerini hayatında gördün diye karşındakini suçluyorsun. Sence de çok açık değilmi ?
Neden hep böyle oluyor. Madem hep başına geliyor, kendini sorgulaman gerekmiyor mu ? Şahsen genelde insanlar öyle yapar. Acaba aynı şeyi defalarca tekrarladığını göremiyor musun? Aptallığın açık kanıtı bu, Albert Einstein.
B - Çok klişe ve aptalca bir söz.
K - Evet çok klişe ama fazla evrensel olduğunu düşünüyorum. Sende bir götlük var. Ya seçimlerini değiştir ya da kendini. Aynı seçimlerle aynı şeyleri yaparsan sonuç farklı olmayacak gibi.
B - Evet, en iyisi köylü bir kadın bulmak.
K - Çok net yani.
B - Evet öyle. Değiştirmem lazım.
Sağol yaşam uzmanı, teşekkür ederim bu engin bilgilerin için. Ama sen de değiştir bence tercihlerini.
K - Yaşam uzmanı değilim, ben bi bok değilim. Ama sen de bi bok değilsin. Kendini gökten aşağı indirdiğinde göreceksin bir bok olmadığını. Asla anlamak istemiyeceksin değil mi?
B- İstemiyecem, anlamıyacam. Çünkü anlaşılacak bir şey yok. Gerçek çok net, ben İsa Mesihim.
K - İsa Mesih olabilirsin ama beni mutlu etmek istemedin. Hayır, sen mutsuzsun. Hepimizin mutsuzlukları var ama ben sadece en azından sevgilimle mutlulukları daha çok paylaşmak, mutsuzlukları da paylaşarak azaltmak istedim. Sen tersini yapıyorsun. Mutsuzluğu arttırıyor, mutluluğu da sömürüyorsun. Bazı şeyler o kadar somut ki şu anda söylerim.
Oğlum demokratik bir kafan olsa, her yolu, her çareyi bulursun bir sorunu çözmek için ya da hayatındaki her şey için ama sen takılıyorsun bir noktaya ve kimseyi duymak, dinlemek istemiyorsun. Dolayısıyla seninle ilerlenemiyor.
B - Ben seni mutlu etmek istemedim falan diye bir şey yok. Sen çok mutlu olmak zorundaydın, aşırı mutlu. Her zaman yetinemedin, böyle bir gerçek vardı. Kendini bu sefilliğe layık görmedin. Çünkü sen padişah kızıydın, olay bu yani.
Ben demokratik falan olduğumu da iddaa etmiyorum. Demokrasiyi sevmem. Akıllılar vardır, bir de aptallar. Ya itaat edersin, ya da itaat edilirsin. Gerçek olan budur. Demokrasi, bunun üstüne giydirilen kıyafettir.
K - Hala yaftalıyorsun. Ben padişah kızıyım ya, ne demezsin.
Sen tam bir gerzeksin biliyor musun? Bu sözlerin hiç bir gerçekçilği yok. Sen de biliyorsun, bu sözlerine kendin bile inanmıyorsun. Sırf şu anda beni yaralamak için söylediğin şeyler.
En nefret ettiğim, en çelişkiye düştüğüm, denge kurmaya çalıştığım konu üzerine gidiyorsun. İnsanı mutsuz ediyorsun ve buna dair gerçekten art niyetli bi çaban var. Çünkü hazmedemiyorsun, sen oturduğun yerden bekliyorsun. Bir şeyler ters gittiğinde hiç sorumluluk almıyorsun. Sonra da karşındakini yıkmaya, yok etmeye programlanıyorsun.
B - Yoo gerçekten böyle düşünüyorum. Gerçekten düşündüğüm şeylerdi onlar, sende gördüğüm bu benim.
K - O zaman kusura bakma ama sen bi bok anlamamışsın benle yaşadığından. Ben padişah kızıysam madem, sen de benimle beraber olduysan, o zaman sen de az paşa gönülllü biri değilmişsin, hata para yiyicimişsin. Sürekli para kavgamız olurdu zaten, demek buymuş. Bende para bok nasılsa.
B - Sende para çok değildi ama olmalıydı. Sen bence zengin bir sevgili bul, onunla çok mutlu olursun. Her gün çikolata, sinema, arabası da olsun ki gezebilin. İstanbul dışı falan yapın.
K - Yaaa yatlar, tekneler, evler isteyen sensin. İki gündür maaşım maaşım diye kendini paraladın. Kendi ihtiyaç duyduğun şeyleri bana söyleme. Benim umrumda değil. Ben kurtulmak istiyorum.
B - Param yok gerizekalı. Sanki maaş da on milyar. Evet, ben de olmasını isterdim ama yok ve gene de mutluyum. En azından olması gerektiği kadar mutluyum ama sen mutlu musun, bunu sor bir kendine.
K - Benim de yok ama bak ettiğin laflara. Paşa kızıymışım, demekki herkes göründüğü gibi değil.
B - Lan senin bi giderin mi var? Baban 100 lira verse hepsi abura, cubura, tüketime gidecek. Duyan da ev geçindiriyor sanır seni. Önce çalış da masraflarını karşıla. Sonra gel bana benim de param yok de. Ne kadınsın ya güldürdün beni gece gece. Diyo ki benim de param yok. İstanbul'da müstakil evde yaşıyor, param yok diyor.
K - Senin gelirin mi var angut? Hala kendini kandırıyor, ev geçindirdiğini falan sanıyor adama bak.
B - Maaşım var. Kendi masraflarımı kendim karşılıyorum en azından. Ben mutsuz değilim. Sen aşırı mutlu olmak istiyorsun, olay bu. Ben gayet eğlenceli biriyim aslında ama kullanmasını bilene.
K - Sen puştsun o zaman. Bu lafa bakılacak olursa puştun önce gideni gibi bir şey olman gerek.
B - Evet, bu bir gerçek ama sonuçta kadınlar da sırada beklemiyor. Zaman meselesi her şey, hayatın döngüsü, kadın erkek ilişkisinin bir sonucu, modern yaşamın evlilik biçimi, dost hayatı yani. Anlatabiliyor muyum?
K - Sonuçta geçen yıl da evleri ayırabilirdik, iyi niyetli olsaydın, daha doğrusu işine gelseydi. İlişkimize biraz emek vermek için yapsaydın, şimdi belki de aynı evde olurduk, belki bu yıl eve çıktığın kadın ben olurdum. Çok daha sağlam olurdu ama işine gelmiyor senin işte. Ben de ondan sana dedim "sen anca eğlenilecek adamsın" diye, "senden baba falan olmaz" diye. Ayrıca ben seninle eğlenmesini çok iyi bildim. Ancak istediğim sadece eğlence değildi. Sen evliliği eğlence diye algılıyorsun.
B - Ben eğlenilecek bir adamım, benden baba olmaz tamam. Baba olan birini bul o zaman. Neyi tartışıyorsun benimle anlamadım. Bence sen evlen. Baban seni eversin. Çok acil ihtiyacın var senin buna.
K - Çünkü sen hala benim en yakınımda, 2 yıl sonunda hala benim arkamdan kötü, abuk subuk konuşacak ve hala beni anlamayarak daha doğrusu öyle gibi davranarak yaralamaya çalışacak birisin.
Şunu da çok iyi biliyorsun ki ne kadar çok anlamamazlıktan gelirsen o kadar çok kendimi anlatmaya çalışacam ve ne kadar çok yaralanırsam o kadar çok uzun vadede senle konuşmayı sürdürecem. Çünkü hep kanayan bir yara olacak, çünkü hep anlaşılamamış olmanın acısını çekecem. Bunu bildiğin için de hala vurdum duymazlık yapıyorsun, kan akıtmaya çalışıyorsun.
B - Senin yeni bir sevgili bulacağın gün, benimle olan ilişkin bitecek ki bence zaten bugün her şey bitti, uzatmaları oynuyoruz. Boşuna kendini yorma. Yok anlatacam da, edecem de, senle ilişkimizi koruyacam da, arkadaş kalacaz da falan. Hikaye bunlar. Sen yoksun artık, ben de yokum, bitti gitti.
K - Hala daha yüzsüzce suçu bana atabiliyorsun. Buradaki en ala burjuva sensin ve o kadar tembelsin ki burjuvazinin rahatlığından uzak yaşıyorsun ama ilk fırsatta hemen kolaya konuyorsun.
Yok, senin öyle bir niyetin yok. Bizim ilişkimiz başladığı gün bitmişti ona bakarsan. Sen istemiyordun çünkü. Çünkü aynı öküzlüğü sürdümekte ısrarcı olacaktın.
B - Evet, ben seni hiç sevmedim, evet öküzüm ben. möööö mööö bak mööölüyorum.
K - Off ayak yapma. Sevmekle ilgisi yok. Sen insanın duygularını sömürüyorsun.
B - Sen de duygu sömürüsü yapıyorsun başka da bir bok yapmıyorsun. Senin bana karşı bir duygun yok, kandırma hem beni hem kendini.
K - Hayır, sen gayet insanın duygularını sömürüyorsun. Benim sana karşı duygudan fazlası var ama bu senin umrunda değil. Bu konuda hiç mi hatan yok ya, sen o kadar mı kusursuzsun, sürekli laf söylüyorsun, bi yerde kendini eleştir. Ben sevgililerimle arkadaş kalırım edebiyatını da gördük ki yalanmış.
B - O duygu dediğin kanayan bir yara, kendini pişman görme yarası. Yeni hayata başlarken, geride kalanları unutmadan önce, günah çıkarma psikolojisi. Sen bu evden giderken, o son konuşmalarla zaten o kanayan yarayı söküp attın, bak beni şair gibi konuşturuyorsun.
Evet yalandı. Patlak bir teori oldu o, tutmadı. Şu anda benle görüşmek isteyen bir tane eski sevgilim yok. Herkes kendi hayatında, sende öyle olacaksın.
K - O zaman sen, zaten ilişkimiz daha başlamadan yalan söylüyormuşsun. Çünkü E'yi falan arkadaşım diye yutturdun bana. Benle bir ilişkiye başlayınca kızı siktir ettin. O yüzden benim de aynı şeyi yapcağımı, aynı kafada olduğumu düşünüyorsun . Herkes senin bildiğin gibi değil, herkes sen gibi de değil. Biraz farklılıkları anlamaya, insanları anlamaya, dinlemeye, güvenmeye çalış. Nasıl korkunç yaralayıcı, bencil konuştuğunu asla bilemezsin. Bir de utanmadan karşı tarafı suçluyorsun.
B - Ben seni ne zaman siktir edecem biliyor musun, yeni sevgilin olduğu zaman, biriyle öpüştüğünü öğrendiğim zaman, biriyle el ele tutuştuğunu düşündüğüm zaman, o zaman işte seni siktir edecem, aramıcam, sormıcam. Bilgin olsun, açık net söylüyorum. Yani senin öyle yapacağını düşünmüyorum, zaten ben yapacam onu. Ayrıca ben ne dersem diyeyim, her şey olacağına varır. Ama ben kendimi biliyorum, benim dediklerim olacak neticede, çok net yani.
K - Tamam canım o zaman, kasma fazla sen. Sen çünkü her şeyi sana bağlı sanıyorsun. Her şeyi zaten kendine göre yapıyorsun, başka bi şey için izin vermiyorsun. Bu durumda zaten her şey senin dediğin gibi oluyor. Dediğim dedik diyorsun, diktatörlük yapıyorsun ve insanların hislerini, duygularını hiçe sayıyorsun.
Hala sadece sen varsın! Bu kadar yalancılıkla yaşamak istemiyorum. Sevdiğim gibi kalmanı istiyorum, en azından güzel anlarımızdaki gibi. Bazı şeyleri aynı anda yakalamayı başardığımız uyumlu, az da olsa birbirimizi mutlu ettiğimiz günlerimizdeki gibi, sana inandığım, hayalini kurduğum, yanındayken kendimi güvende hissetiğim gibi kalmasını istiyorum. Sen zaten hiç bir şeyin hayalini kurmuyosun, hala abuk subuk amaçsızca, can sıkmak için çabalıyorsun. Anlamıyorum da ne yapmaya çalıştığını.
Hatta dışarıda, ülkede, sokakta ne kadar kötü bir gün olmuşsa olsun, yanına geldiğimde her şeyin düzelmese de daha katlanılır bir hal alacağına inanmak istediğim, hakkını yemiyim, zaman zaman da her şeyi düzelttiğin sihirli anlardaki gibi kalsın.
Ben öpüştüm birileriyle, yatacak gibi oldum hatta. Artık ister görüş benimle, ister görüşme, ne yaparsan yap.
B - Teşekkür ederim, beni öldürdün, beni aldattın. Senden nefret ediyorum, sen çok pislik bir insansın.
Beni hiçbir şey kırmazdı ama bu kırdı hem de bu zamanda. Gerçekten çok teşekkür ederim, iyi olan her şeyin içine sıçtığın için.
Tam da düşündüğüm gibiymiş her şey. Sen tam bir pislikmişsin, orospuymuşsun. Artık siktir olup gidebilirsin hayatımdan, yaşattığın her şey için teşekkürler ve tebrikler.
PERDE KAPANIR.
submitted by bariscsknr to u/bariscsknr [link] [comments]


2020.01.01 17:03 MertGunhan Evet Beyler Yardımınız Lazım

Evet beyler 24 yaşındayım lise son sınıf zamanlarımdı hayatımda yaşadığım en kötü kararı verdim. 17 yaşına kadar kimseden hoşlanmayan ben bir kıza aşık olmak için elimden geleni yaptım. Yaşıtlarım gibi gönül eğlendirme olayım hiç olmadı. Babasız büyüdüm ve hep dedim ki dünyanın en iyi babası olmalıyım ve yaşayamadıklarımı yaşatmalıyım. Bunun için sevebileceğim kadını buldum(!) Belki ben öyle sandım. Öyle ki Ankara da kazandığım Üniversiteleri tercih etmeyip onun için kayseri'ye gittim. Hata yaptım kabul ediyorum ama kimseyi sevemiyorum beyler hayatta en büyük ihtiyacım olan bütün sevgiyi bir kadına verdim şimdi ise duygusuz bir insan oldum. Duygusuz derken kalp kırmamaya incitmemeye bir kadından hoşlanmamaya yemin etmiş gibiyim. Nasıl olacak ne yapacağım bilmiyorum. Delirdiğimi hissediyorum bazen kafamın içinde binlerce kişi ile konuşuyorum ama kaybettiğime inandıramıyorum kendimi. Çok büyük bir loser mıyım yoksa hala böyle olanlar var mı onuda bilmiyorum. Bazen diyorum psikolojik destek al yada intihar et ama bunlar da bir yaşam fonksiyonu değil mi beyler. Ben ölüyüm yaşayan koca bir hiçim sevmeyi sevin beyler selametle...
submitted by MertGunhan to copywired [link] [comments]